






Zeka Dmanlar!
| Zeka Dmanlar! |
|
|
|
|
Dr. Siegfried Lehrl ise, ''Tatilde, bulmaca çözmek veya zeka oyunlar oynamak, beynimizi zinde tutmaya yarar'' diyor. Lehrl ayrca, ortalama bir insann sahip olduu IQ'nun 85 ila 115 arasnda olduunu belirterek, IQ'muzu yükseltmemizi ve azaltmamz salayacak 7 maddeyi de sralyor...{mosgoogle none}
NELER ÖNEM TAIYOR? * Hareket, beyni zinde tutarak, iyi hissetmemizi salar. * Özellikle beyin için çok gerekli olan B1 vitaminin olduu besinler tüketilmeli (msr ekmei, süt, balk, cier, tavuk). * yerinde arkadalarla verilen kahve molas ve ayaküstü sohbet, karar verme mekanizmamza yardmc oluyor. {mosgoogle none} * Müzik, ama özellikle klasik müzik dinlenmeli. * Zeka oyunlar ve bulmaca çözülmeli. * Sakz çinemenin, beyine pozitif etkisi var. * El-kol hareketleri ile konumak ve yüzümüzde mimikler olmas, daha pratik düünmemize yardmc oluyor. {mosgoogle none} ZEKA DÜMANLARI * Arkada çevresinin zayf olmas * Göz bozukluklar * Vücudumuza, yeterli sv alnmamas * Kravat sk balamak * Vücudumuzun yeterli uyku almamas * Zihne zarar veren ak acs çekmek * Beyni tembelletiren yal yemekler yemek * Sigara içmek alkol Almak |
| < nceki | Sonraki > |
|---|
|
bence de ok doru goz bozuklugunun zekayla ne alakasi biri aciklayabilir mi? Aslýnda yararlý Tv programlarý izlenebilir. Mesela belgeseller, bilgi yarýþmalarý vs. gibi. Birde baþkalarýný bilmiyorum ama ben çizgi film izlemeyi seviyorum. Çünkü bana yararý olduðuna inanýyorum. Tek tek açýklama yapamayacaðým ama en önemlisi þu: Çizgifilm (cartoon,anime,3d) izlerken Sakinleþiyorum, Hayalgücümü zorluyorum, stresten olabildiðince uzaklaþýyorum. Bittiðinde daha mutlu oluyor ve olumlu düþünmeye baþlýyorum. :D Saygýlarla ya herþey iide bu aþk olayý iþe girince pezemenk arkadaþ çevrem zayýf gözüm bozuk gecelere kadar ders çalýþmaktan sabahlarý okula gitmekten uyku uyuyabiliyormuyum ki aþk dioruz arkadaþlar... aþýk olmadan olur mu yha ne diim insan kendine hakim olamazki hadi bunada bi çare bulun Zeka düþmanlarýna katýyorum, kesinlikle yapýlmamasý gereken þeyler, özellikle sigara ve alkol... o düþmanlardan hiçbirine sahipte deðilim yapmýorumda ne güzel aman þu yasak bu yasak býktým IQ=184 amannn bolede yaþanmazki valla bn bu kurallara uyamm. zor iþ ama uygulayacaklara baþarýlar(:) ooo ooo doðrudur dporudur hele þu aþk acýsý ooo kesinlikle doðruu hele de þu kravatý sýký baðlamak kesinlikle doðruu bravo braoo :P:P:P:) bn bunlarýn hepsine uymayý çalýsacaðým kesinlikle bi faydasý vardýr bence de güzel tespitler keþke herkes uyabilse yorum yapanlar süper 3 senedr tv izlemiorum büyük faydasý var bir an önce býrakýn Muhammed Bozdað Araþtýrmacý-Yazar Risâle-i Nur eserleriyle bir çaða damgasýna vuran Bediüzzaman, içinde yaþadýðý hýzlý deðiþim ortamýnda çaðdaþlarýnýn ve özelikle karþýtlarýnýn hiç beklemediði þekilde sosyal deðiþimin akýþ yönünü tersine çevirmiþtir. Þüphesiz her insan içinde yaþadýðý dönemin etkisini taþýr. Bir toplumu deðiþtirmek, önce o toplumun inançlarýný,geleneklerini, tefekkür sistemini, mantalitesini çok iyi kavramayý, sonra da o toplumun bir parçasý olmayý gerektir. Kiþilerle içinde yaþanýlan dönem arasýndaki iliþki tahlil edildiðinde arada iletiþimin ya var olduðu, ya yok olduðu ya da bozuk olduðu görülecektir. Çevresiyle iletiþimini koparanlar bir taþ parçasý gibi daðlarda unutulmaya, mahkumdurlar. Giderek ellerini dünya gündemine uzatan 'Risale-i Nur'un elde ettiði bu sonucun hangi faktörlerden kaynaklandýðýný 'iletiþim' penceresinden bakýldýðýnda kolaylýkla anlaþýlacaktýr. Bediüzzaman içinde yaþadýðý dönemden etkilenmiþ midir? Kiþinin döneminden etkilenmemesi her halde ortamýndan kopmasýyla, kabuðuna çekilmesiyle ve sadece iç referanslý bir özel dünya oluþturmasýyla mümkün olabilir. Tarihe mal olmuþ hiçbir þahsiyet için bu söylenmemelidir. Ancak bir dönemden etkilenmek mutlaka dönemin rengine ve karakterine bürünmek þeklinde anlaþýlmamalýdýr. Böyle de olabilir þüphesiz ve böyle olunca akýp giden sel yýðýnlarý arasýnda akýntýlara direnen yüksek sütunlar belirmez. Bediüzzaman döneminin etkisinde sürüklenmemiþ, tam tersine dönemin frekansýný yakalayarak çaðdaþlarýný çaðýn ötesine taþýmýþtýr. Herhalde çevreyle deðiþim amaçlý etkileþimin/iletiþimin olduðu yerde üç temel süreç iþleyecektir. Kiþi çevresindeki zihinsel yapýyý gücü yettiðince tanýyacak çözümleyecek: zihinleri hangi ilmi, felsefi, sosyal, kültürel akýmlarýn sürüklediðini görecektir. Bundan sonra yapýlacak þey çevrenin zaten bildiði kullandýðý dili, söylemi, felsefi kodu kullanarak çerçevesini, anlamýný deðiþtirmek veya doðrultmak, bu suretle kalýplarýn insanlarý sürüklediði mecranýn yönünü deðiþtirmektir. Bu deðiþim gerçekleþtirilirken her engelleyici düþünceye karþý, paket çözümler, karþý tezler üretmek gerekecektir. Bu üç basamaklý süreci baþarýya götürecek sýr, ilk iki aþamanýn profesyonelce kullanýlmasý yani durumun olduðu gibi ortaya konmasý ve üçüncü aþamada da profesyonelliðin yanýnda bütün ikna unsurlarýnýn kullanýlmasýnda gizlidir. Ýkna unsurunun hem akli hem de kalbi süreçleri içerdiði ve bu iki temel yapýnýn etkilenme derecesinin, etkinlik derecesini ortaya koyduðunu biliyoruz. Bediüzzaman'ýn eserleri, kabiliyetlerin baðýný çözen þaþýrtýcý sýrlarla doludur. Sürüklüyor, yöneltiyor. Bir uzaylýnýn dilinden konuþmuyor Risale-i Nur. Bir köylü kadar bir üniversite profesörünün de anlayabileceði bir dilden, hem de ikilem gibi gözükse de her iki kiþiyi de mesajýyla aciz býrakan, saygý duyduran bir dilden konuþuyor. Bediüzzaman da her düþünür gibi döneminde hakim olarak dolaþan felsefi akýmlarýn fikir birikiminden etkilenmiþtir þüphesiz. Ancak bu etkileþimin felsefi akýmlarýn temel varsayýmlarýný-ya da rastgele olmak üzere bir kýsmýný- kabullenmek þeklinde gerçekleþtiði söylenemez. Esasen bir akýmýn etkisi altýnda kalan kiþi beyninde oluþturduðu mantýk süzgecinde bu akýmýn unsurlarýný belirleyici faktör olarak taþýr. Pekala bu gerçek Yunan kökenli felsefi akýmlarýn etkisinde kalan Farabi, Ýbni Sina dönemi Ýslam düþünürleri için söylenebilir. Ancak Bediüzzaman'ýn konumunun farklýlýðý dikkat çekmektedir. Risaleler tahlil edildiðinde, bu eserlerin müellifinin modern bilimin önderliðinde ileri sürülen 'Pozitivizm'den, hem de kökünü çok daha gerilerden alan ve maddenin ezeliyeti tezine dayanan 'Atomizm' akýmýnýn izlerini taþýyan 'materyalizmden' açýk bir þekilde haberdar olduðu görülmektedir. Bu haberdar oluþ bahsi geçen fikir akýmlarýnýn çürük temellerinin iyice çökertilmesine imkan tanýmýþtýr. Örneðin Tabiat Risalesi varoluþu açýklama iddiasýndaki Allah inancý dýþýna taþan bütün varsayýmlarýn hükümsüzlüðünü ortaya koymuþtur. Materyalizmin dayattýðý kozmoloji felsefesinde cismani oluþun arkasýnda kudreti sonsuz bir yaratýcýnýn inkarý vardýr. Algýladýðýmýz mekanik düzen, sebeb sonuç iliþkisiyle belirlenen bir mekanizmanýn ürünüdür. Varoluþun basamaklarý olarak hak dinlerin ortaya koyduðu ruhsal fizik ötesi varoluþlar reddedilir. Materyalist yaklaþýmý destekleyen bir diðer hareket olarak pozitivizmi karþýmýzda görüyoruz. Bu felsefi akým gerçeklerin ancak dýþ duyu organlarýmýz vasýtasýyla algýlanabilmesi, deneyimlenrrýesi ve müþahede edilmesiyle kavranabileceðini savunur. Cismani olarak görülüp dokunulmayan (unvisible) oluþlara ait vücud tanýmlanamaz. Rasyonalizm de ise yaklaþým biraz daha soyutlaþýr ve herþeyin ancak ve sadece akýl yoluyla kavranabileceði iddia olunur. Bediüzzaman, bu ve benzeri felsefi yaklaþýmlarýn revaç bulduðu dönemin tam ortasýnda yaþamýþtýr. Döneminin bir çok düþünürünün etkilendiði bu akýmlar karþýsýnda Bediüzzaman'ýn bu akýmlarýn 'temeline inmeksizin kökten red' yolunu tercih etmemiþ olmasý þaþýrtýcýdýr. Belki de bu sayede mütecessis zihinlere Risale-i Nurla çerçevesini çizdiði kendi zihinsel dünyasýna kolaylýkla girebilme imkaný tanýmýþtýr. 'Medenilere galebe çalmak ikna iledir.' der Bediüzzaman. Bu ifade aklýn önemine yapýlan-Kur'an'ýn'kine paralel-vurguya dikkatimizi çekiyor. Bütün Risale-i Nur'da aklýn ön planda tutularak sürekli iþlettirildiðini görüyoruz. Bir anlamda Bediüzzaman rasyonel bir yaklaþým ortaya koymaktadýr. Bir baþka açýdan Risale-i Nur pozitivizmin yaptýðý gibi modern bilim-fenleri de kullanmýþtýr. Ýslam'ýn temel inanç prensiplerini açýklarken maddi duyu organlarýnýn kullanýmýný zorlayan hikayelemelere sýk sýk baþvurmasý ve insanlarýn kendi algý birikimlerinde depo edilmiþ reel tecrübeleri referans olarak göstermesi bu anlamda pozitif bir yaklaþým sergilediðini de düþündürebilir. Ancak, Bediüzzaman Avrupa Medeniyetiyle Ýslam Medeniyetini karþýlaþtýrýrken Avrupa Medeniyetini müspet ve menfi yönleriyle açýkca ikiye ayýrdýðý gibi: onun içinde yaþadýðý felsefi akýmlara yaklaþýmýnda da bu 'ikiye ayýrýþ' dikkat çekmektedir. Bir yandan aklý ýsrarla kullanmakta, ancak mutlak gerçeðin sadece 'akýlla kavranmaya' münhasýr olmadýðýný vurgulamaktýr. Mutlak gerçek akýlla kesinlikle kavranamaz da dememektedir. Ona göre mutlak gerçek her akýlla kavranýlamayabilir ancak gerçek akla göre hiçbir zaman 'gayri mantýki' olamaz. Gerçekten yüzyýl öncesine göre insanlarýn Ay'da yürüyüþü düþünülemeyebilirdi. Ýkibin yýl öncesinin aklýna göre dünya yuvarlak olmayabilirdi. Aklýn herþeyi kavramamasýnýn sebebi, bazý olgularýn akli olmamasý deðildir. Akýl sadece yorumladýðý sorunlarý biriktirdiði verilere göre anlayabilir. Her halde cisim ötesi oluþa dair veriler elde edemeyen akýldan ruh ve meleklerin mahiyeti sorulamazdý. 'Herþeyi maddede arayanlarýn akýllarý gözlerindedir. Göz ise maneviyatta kördür.' der Bediüzzaman. Risale-i Nur'un müellifi, Allah inancýný sarsmayý amaçlayan bütün felsefi akýmlarýn dayandýðý modern bilime olan yaklaþýmý, kökünden deðiþtirmiþtir. Belki de modern bilimin paradigmalarýyla çizilen zihinsel düþünce platformuna onun getirdiði yeni yaklaþým uluslararasý boyutlara ulaþan düþünsel deðiþimin en büyük sebebidir. Çünkü modern bilimin sebeb-sonuç iliþkileri açýsýndan cismani dünyayý açýklayýþý, sadece cisimler arasý iliþkinin biçimini ortaya koymaktadýr. Pozitivizm. akýmý büyük ölçüde yerçekiminin varlýðý, dünyanýn güneþin etrafýnda dönüþü, gibi olgusal realitelerin, herþeyin sebebinin çözüldüðünü zannettirmesinden cesaret almýþtýr. Bu ve benzeri akýmlarýn asýl ve en büyük düþünce hatasý bu mekanizmanýn kendi kendine kurgulanarak yürüdüðü kanaatidir. Oysa Tabiat Risalesi bunun hiçte öyle olmadýðýný ortaya koydu. Madde akýlsýz, þuursuz, rasgele hareket eden ve yok olup giden bir olguydu. Modern bilimin maddenin iþleyiþindeki harika düzeni ortaya koymasý, maddeciliði desteklemek þöyle dursun, 'Kudreti nihayetsiz bir Allah inancýný' yeniden temellendirdi. Modern bilim sadece 'Nasýl oluyor?' sorusunu cevaplandýrabiliyor, 'Oysa kim yapýyor? Niçin yapýyor? 'sorularý geldiðinde 'madde' cevabý verilememektedir. Risale-i Nur bu imkaný yok etmiþtir. Ýslam dünyasý yüce Kur'an'ýn mesajýný asrýn mantýðýnýn kavrayabileceði þekilde yorumlayan Risale-i Nur'a çok þey borçludur ve her gelen gün bunu daha iyi anlayacaktýr. Bediüzzaman'ýn içinde yaþadýðý dönemden etkilenmesi bana göre daha çok döneminde gözlemlediði ve gelecek asýrlarda olacaðýný gördüðü deðiþim eðilimlerine göre tavýr sergilemesi þeklinde yansýmýþtýr. Ýnsanlýk son asýrda ilim ve fenne dökülecek, ilim ve bilim bütün sosyal ve entellektüel (zihni) iliþkilerde temel faktörü oluþturacaktý. Dolayýsýyla Risale-i Nur'da hem kimya, fizik, týp, astronomi gibi birçok bilimin verileri sýk sýk kullanýldý. Hem de bunlarýn anlamlarý, yeni bir yaklaþýmla yorumlanarak batýl cepheden' Allah' inancýna yöneltilebilecek tehlikeli saldýrýlarýn önü kesildi. Toplumsal deðiþim, aklýn hakimiyetini ön plana çýkaracaktý.. Geçmiþte olduðu gibi 'fiziksel güç' servet ve bilgi gibi diðer güç unsurlarý arasýnda önemini büyük ölçüde yitirecek ve iliþkiler bilgi/bilim, dolayýsýyla ikna temelli faktörlerin etkisinde geliþecekti. Bediüzzaman her tezine ýsrarla bilgi yükledi. Israrla örnekler ve deliller getirdi. Bu sayede Risale-i Nur, Türkiye'de 'ikna' unsurunu ön planda tutan zihinsel yönden aktif ve etkin bir sýnýf yetiþtirdi. Bu sýnýfýn etkinliði hem milli hem de uluslararasý alanda çarpýcý þekilde dikkat çekmektedir. Dünya toplumlarý savaþtan, zulümden býkacak, ruhlar amansýz bir þekilde barýþ ve huzur ortamý arayacaktý. Bu arayýþ kendisini 'demokrasi, humanizma, insan haklarý' gibi kavramlarýn altýnda ortaya koyacaktý. Bediüzzaman bu kavramlarý kullandý ve dünya toplumlarýnýn bu deðiþimin eþiðinde olduklarýný sebebleriyle birlikte tanýmladý. Hürriyeti, demokrasiyi (meþrutiyet-i meþrua anlamýnda) vurguladý ve iç asayiþi barýþý ýsrarla emretti. Muhatab olduðu þiddete karþý bile fiilen þiddeti gerçek anlamda maðlub eden 'Bilgi/bilim' unsurunu, 'Ýkna' faktörünü kullandý. Bu yaklaþýmýn yetiþtireceði insanlarýn milletler arasý boyutta bile önemi çok büyüktür. Beþeri çatýþmalarda cephe biçimlerindeki farklýlaþmalarý da gördü Bediüzzaman. Ýman merkezli çatýþmalar geçmiþte, þahýslarýn adýna ve þahýslarýn münferit yönetiminde cereyan ediyordu. Gelecek, bu Çatýþmalarý þahýslarýn kiþiliklerinden koparacak, devletlerden bile soyutlayacak, Felsefi akýmlara, fikri bütünlüklerin 'þahs-ý manevilerinde' yoðunlaþtýracaktý. Ona göre 'Devletler milletler muharebesi, tabakat-ý beþer muharebesine inkýlap edecek[ti]'. Yani insan ister Türkiye'de,ister Amerika'da yaþasýn, çatýþan taraflar bütün devletler ya da milletler arasýndan destek ve cephe ortaðý bulabilecekti. Bunun için þahýslar kurallarýn belirleyici anlamýnda geri plana çekilmeli, bunun yerine fikirlerin etrafýnda birleþen insanlarýn oluþturduðu þahs-ý manevilerin temeli atýlmalýydý. Bediüzzaýnan ilk fedakarlýðý gösterdi: Bir þeyh olarak ortaya Fýkmadý. Eserlerini merkezi bir þahýs olarak ortaya sürdü ve kabrinin gizli kalmasý için Rabbine dua etti. Onu dünya gündemine oturtacak olan muvaffakiyetinin anlaþýlamayan temel sebeblerinden birisi de bu harika öngörüsüdür. II Her geçen gün biraz daha fazla anlaþýlan Risale-i Nur'un bu güne kadar yeterince anlaþýldýðýný söyleyemeyeceðiz. Herkesin okuyup anlayabildiði bir dilde yazýlan bu eserlerin hala yeterince anlaþýlmadýðý tezi haklý olarak abartýlý görülebilir. Ancak bunu abartýlý görenler, Risale-i Nur'a yönelme imkaný bulurlarsa bu iddianýn haklý olduðuna hükmedeceklerdir. Türkiye'ye mal olmuþ birçok deðerli ilim adamýnýn hükmettiði gibi... Þüphesiz Risale-i Nur'un anlaþýlmadýðýný söylemiyoruz. Çok þey anlaþýlmýþtýr. Ama özellikle modern bilimlerde yaþanan geliþmeler, insanlarýn yeni sosyal sorunlarla karþýlaþýþý derhal Bediüzzaman'ýn bazý ifadelerde ne demek istediðini ortaya koymaktadýr. Risale-i Nur'un yeterince anlaþýlmamýþ olmasýnýn Risale-i Nur'un kendisi ve yakýn çevresini ilgilendiren iç sebebleri ve dýþarda kalan faktörleri ilgilendiren dýþ sebebleri vardýr. Ýç sebebler hakkýnda þunlar söylenebilir. Risale-i Nur irþat faaliyetlerine daha çok avami, esnaf-köylü karýþýmý bir toplulukla baþlamýþtýr. Türkiye o dönemde ciddi medrese eðitimi görmüþ, eðitimli bir nesilden þiddetle mahrum býrakýlmýþ, Ulema sýnýfý dönemin siyasi iktidarý tarafýndan acýmasýz bir zulme ve sistemli bir kýyýma maruz býrakýlmýþtý. Ezan ve neredeyse namazýn yasaklandýðý, cenaze yýkayabilecek kimselerin kalmadýðý bir dönemde ekildi bu tohumlar. Kaldý ki o dönemde ayakta kalan ulema sýnýfýnýn bir kaç temsilcisi arasýnda bile ittifak gözlenmiyordu. Bu görüntü Osmanlý'nýn çöküþünü hýzlandýran bir geliþmenin, ulema sýnýfý içerisindeki özellikle dini ilimler-pozitif bilimler arasýndaki ayýrýmdan. kaynaklanan dejenerasyonun kalýntýlarýndan kaynaklanýyordu. Dolayýsýyla Risale-i Nur etrafýnda toplanan mutlak ekseriyeti ancak okuma yazma bilebilen orta sýnýfýn ihlaslý insanlarý, tehlikeye düþen imanlarý için yeterli olabilecek kadar Risale-i Nur'u anladýlar. Bunun ötesi hem Türkiye þartlarýnda acil ihtiyaç deðildi, hem de bu çevrenin taþýdýðý potansiyel açýsýndan mümkün deðildi. Ancak bu çevre geçen on yýllýk bir süre zarfýnda dini ilimlerle pozitif bilimleri birlikte omuzlayan eðitimli bir nesil ortaya çýkardý. Bu neslin oluþturmaya baþladýðý dalgayý hep beraber gözlemliyoruz. Risale-i Nur'un anlaþýlmasýný az da olsa perdeleyen bir baþka unsur kendilerini Risale-i Nur'u tahkike sevk eden yakýn çevrenin yer yer bazý cemaâti endiþelerden kaynaklanabileceði düþünülen bir kýsým yaklaþýmlardýr. Bu yaklaþýmlar çoðu zaman Risale-i Nurlarýn Risale-i Nurlarla izah edilmeleri tezine dayanýr. Bu tez esas itibariyle doðrudur. Ancak bu eserleri en çok tahkik edenlerden olan merhum Zübeyir Gündüzalp'e ait olan bu ifadenin anlatmak istediði ile bu tezi kullananlarýn anlattýklarý arasýnda ciddi farklar doðabilmiþtir. Bu konu iç faktör olarak çok fazla önem taþýr. Risale-i Nur'un yine kendisi ile açýklanmasý,temel referans kaynaðý ve mantýk çerçevesi olarak baþka yaklaþýmlarýn ciddi darboðazlarý olduðunun vurgulanmasý anlamýndadýr. Ya da söylenenlerin baþka malumatlar getirilerek perdelenmesi endiþesinden kaynaklanmýþtýr. Yoksa bu hükmün, Risale-i Nur'lardan baþka eserler okunmayacaðý, bilimsel bulgular ve diðer yaklaþýmlar arasýndaki yerinin tesbiti için çalýþmalar yapýlamayacaðý anlamýnda düþünülmesi, hem ufkun iyice daralmasýna, hem bu eserlerde çerçevelenen düþünce sisteminin genel ortam içerisindeki pozisyonunun tesbitinin imkansýzlaþmasýna, hem farklý düþüncelerin etkisinde zihinleri þekillenen düþünürlere bu eserlerin yaklaþýmýnýn ulaþabilmesinin engellenmesine ve hem de bilim dünyasýnýn aþacaðý keþfiyatlarda Risale-i Nur'lardan yararlanýlmasýnýn geciktirilmesine yol açacaktýr. Merhum Gündüzalp'in bahsi geçen hükmü iyi tahlil edildiðinde hükmün belli þartlara baðlantýlý olduðu anlaþýlacaktýr. Bir kere bahsi geçen konu, imani meselere münhasýrdýr. Baþka eserlere duyulan ihtiyacýn, Risale-i Nurlarý anlayamamak endiþesinden kaynaklanmamasý gerektiði vurgulanmaktadýr. Ayrýca bu hüküm baþka fikirlerden alýnacak derslere ihtiyaç olmadýðý anlamýndadýr. Yine lüzumsuz malumatlarla dikkatin daðýtýlmasý ve bu suretle gerçeklerin özünden uzaklaþýlmasý endiþesinden kaynaklanmýþtýr. Ayrýca Risale-i Nura perde olunmamasý amaçlanmaktadýr. Yoksa risalelerin astronomi, psikoloji, sosyoloji gibi bilimler açýsýndan çok daha iyi anlaþýlabilmesi ancak bu bilimlerin biriktirdiði verileri iyi bilmekle mümkün olabilecektir. Kaldý ki Bediüzzaman'ýn bu konudaki yaklaþýmý çok açýktýr. Ona göre'Alim-i mürþit, koyun olmalý, kuþ olmamalý. Koyun yavrusuna süt, kuþ yavrusuna kay (aðzýna aldýðý þeyi) verir.' Þu halde öðrenilenlerin iyice özümsenmesi ve öðrenenlerin kiþilikleriyle, tecrübeleriyle bilgileriyle, inançlarý ile birleþmesi gerekir. Bediüzzaman bu Kur'an dersi dairesinde bulunanlarýn vazifelerinin yazýlan sözlerin (risalelerin) þerhleri, izahlarý ve tanzimleri olduðunu söyler. (Bknz. 29.Mektup) Risale-i Nur müellifi dini ilimlerle pozitif bilimlerin birlikte öðrenilmesini en þiddetli savunan kiþidir. Risalelerin dini yaklaþýmýyla bilimlerin yaklaþýmýnýn içiçe konulmasýna ve gerçek görüntünün açýða çýkmasýna herþeyden önce Risale-i Nur taraftardýr. Zaten bu eserlerde sýk sýk pozitif bilimlerin verileri kullanýlmýþtýr. Risale-i Nurlarýn anlaþýlmasýný güçleþtiren diðer iç faktör bu eserlerin üslup olarak bazý yerlerinde tercih edilen örtüklüktür. Bu örtüklük eserlerin telif edildiði dönemin insanlarýn bilgi birikimindeki yetmezliklerden kaynaklanmýþ olmalýdýr. Yüce kitabýmýzda Rabbimiz 'Güneþ döner' buyurur. Dönemin mantýðý bu ifadeden güneþin kendi etrafýnda ve Samanyolu galaksisi etrafýnda döndüðünü açýkca tasrih etmiyor da, böyle bir örtüklüðü tercih ediyor. Herhalde böyle bir açýklýk Ýslama davet edilen dönemin dar zihinsel ufuklarý açýsýndan ciddi bir ret sebebi olacaktýr. Risale-i Nurda benzer özelikle ifadelere rastlýyoruz. Mesela Hz. Ýsa (A.S) ve Hz. Mehdi (R.A) hakkýndaki geleceðe dair bir kýsým ifadeler muðlak kalmýþtýr. Modernastronomi Güneþ Sisteminde henüz 9 gezegen tesbit etmiþken (bugün 11.'den söz ediliyor.) Bediüzzaman 12 gezegenden bahsediyor. Metafizik olgularý anlatýlýrken, 'Eþyanýn mülk ve meleküt cihetlerinin bulunduðunu, ve Allah'ýn kudretinin mülk (cismani) cihetine deðil meleküt (ruhani) cihetine doðrudan taallûk ettiðini (iliþkilendiðini, temas ettiðini) söylüyor. Modern bilimin tesbitleriyle birlikte düþünülmesi gereken bunlara benzer birçok ifade ile kast edilen anlam, bilim dünyasýnda yaþanacak geliþmelerle birlikte daha iyi ortaya çýkacaktýr. Dolayýsýyla Risale-i Nur'un en kýsa sürede akademik camiaya, bilim dünyasýna taþýnmasý gerekiyor. Kuantum fiziðinden psikolojiye kadar birçok bilimin Risale-i Nur'da yakalayabileceði yüzlerce keþif bulunduðunu Bir Risale-i Nur okuyucusu olarak bütün inancýmla iddia ediyorum. Bediüzzaman'ýn ruhla ilgili söylediklerini anlamak için zihin yorarken, ruhun 'kanun' olduðunu söyleyiþi ile tabiat kanunlarý arasýnda iliþki kurmaya çalýþmýþýzdýr. Ancak modern psikolojinin Freud ve Adler'i çok gerilerde býrakan ustasý C.Gustav Jung'un ruh imgesi hakkýnda tanýmladýðý arketipler duygusal kalýplar yaklaþýmýný görünce neden Risale-i Nurun bu doðru ama parça parça kaldýðý için zihin karýþtýran verileri ortaya koyan insanýn eline geçmediðine çok eseflendim. Risale-i Nurun anlaþýlmasýný güçleþtiren dýþ sebeblere gelince, bunlar bilindiði gibi Türkiye'de yaþadýðýmýz inatçý þartlanmanýn etkisiyle geliþen unsurlardýr. Risalei Nur'un ortaya çýktýðý dönemde sosyal ve siyasal sistemimizin etkin noktalarýnda bulunanlar tarafýndan çoðunlukla kâsýtlý olmak üzere bu eserler aleyhinde þiddetli bir kampanya yaþatýlmýþtýr. Çünkü, Risale-i Nur bu çevrelerin hem ekonomik menfaatlerinin hem de felsefi çatýlarýnýn temelini çürütüyordu. Bu hücum büyük ölçüde laiklik perdesi arkasýnda yapýlýyor, 'gerici, yobaz, mürteci' sloganlarýyla süsleniyordu. Türkiye'nin Batý felsefesinin tesiri altýnda yetiþtirdiði dönemin aydýn kesimi, bu propagandadan hem fazlasýyla etkilendi, hem de korktu. Bediüzzaman gerçekten skolastik bataðýna saplanmýþ bir mürteci zannedildi. Bu çevrelerin bir þekilde Risale-i Nur'u tahlil imkaný bulduklarýnda gösterdikleri hayrete doðrusu biz de hayret ediyoruz. Yine de bütün bu faktörlere raðmen Risale-i Nur Ýslami çözümler açýsýndan en önemli referans kaynaðý olmuþtur. Entellektüel kesimde Risale-i Nur'a gözlenen ciddi ve hýzlý yönelim geleceðimizin gündeminde birinci maddenin bu eserler olacaðýnýn açýk iþaretidir. Tarihte her derinlerden gelen, sun'i olmayan eðilim, hiç bir þekilde engellenemeden mutlaka hedefine ulaþmýþtýr. Arada direnç gösterenler ise ortama tutunamamýþlardýr. III Biraz Risale-i Nur'un kendisinde odaklaþarak bu eserlerin dil ve üslubunun onu anlamadaki rolü üzerinde duralým. Bunu yaparken dil ve üslubun ne gibi sonuçlar ürettiði üzerinde biraz düþünelim. Risale-i Nur günümüzün benzer amaçlý eserleriyle karþýlaþtýrýldýðýnda çok farklý bir konumda kendisini gösteriyor. Bu farklýlýk hem yapýsal olarak 'dil'in kullanýlma biçiminde, hem de kelimelerin seçiliþi ve diziliþinin oluþturduðu kodlamanýn 'düþündürme' biçiminde dikkat çekmektedir. Yüzeysel de olsa bir tahlilde bulunmak istiyoruz. Risale-i Nur daha çok eski Türkçenin kelimeleriyle ve tamlamalarýyla konuþuyor. Örneðin 'Allah'ýn rýzasý' þeklinde ifade edebildiðimiz bir anlam için ''Rýza-i Ýlahi' tabirini tercih ediyor. Sonsuzluk yerine 'beka', çekicilik yerine, 'cazibedarlýk' ...Binlerce örnek verilebilir. Risalelerin dilindeki bu özellik okuyucusuna farkettirmeden iki özellik kazandýrýyor. Bunlardan birisi ecdadýn dilinin kavranabilmesi kabiliyetidir. Türkiye toplumunun tarihinden koparýlabilmesi için ne kadar amansýz çalýþýldýðýný biliyoruz. Deðil yüzyýl öncesinin, yirmi yýl öncesinin dilini anlamayan bir nesille karþý karþýya geldik. Çeþitli yabancý diller bilen ve Türkçeye Batýdan gelen bir kýsým tabirleri da kullanabilen Bediüzzaman, pekala etrafýndaki topluluðun konuþtuðu dili kullanabilirdi. Nitekim bazý mektuplarýnda böyle davranýyor. Son derece hafif ve öðretici bir üslupla, ecdadýn dilinin kullanýlmasýnýn tarihiyle barýþýk bir nesil oluþturulmasý açýsýndan tesiri çok büyük olmuþtur. Ayrýca bu sayede Risale-i Nur okuyucusu, hem son derece zengin bir dilin saðlayabileceði ifade edebilme yeteneðine kavuþmakta hem de, Arapça ve Farsçaya büyük ölçüde aþinalýk geliþtirmektedir. Dil ve üslubunun bu özelliðinin bir diðer sonucu kiþisel ve toplumsal alt bilinçlerde býraktýðý iz farkýdýr. Ayný þekilde 'Rabb-ý Rahim' ile 'Acýyan tanrý' kelimeleri alt þuurda farklý izler býrakýr. Marksist söylem çerçevesinde düþünenler neden 'emekli' tabirini tercih ederken, normal bir vatandaþ 'iþçi' veya 'çalýþan' tabirini tercih ediyor? Ýþte Bediüzzaman, eserlerini. okuyanlar kim olursa olsun, alt þuurlarýnda kendilerine sormadan Ýslamýn ulvi söylemine ýsýndýran bir dili kullanmayý tercih etmiþtir. Bu dil yeni neslin kavrayýþýný baþlangýçta güçleþtirse bile, gerçekten aksi halde elde edilebileceðinden kat kat fazla bir etkinlik ortaya koymuþtur. Risale-i Nurun üslubunda dikkati çeken bir baþka özellik ayný anlama gelen birkaç farklý kelimenin çoðu yerde peþ peþe kullanýlmasýdýr. 'Dünyevî, güzel, cazibedar þeyler...', 'fena ve zevalin damgasý...', 'arzu ve þevk veriyor...', 'istiðfardýr, nedamettir...' binlerce örnek verilebilir. Bu þekilde dizilen kelimelerde dikkati çeken hususlar, kelimelerin bazan Arabî, Bazen Farisi kökenli olmasý, çoðu zaman yanlarýnda mutlaka konuþma dilindeki karþýlýðý olan kelimeyi bulundurmalarý: kelimelerin ayný ya da birbirinden kapsam yönünden farklý ancak benzer anlamlar taþýmalarý; bir çok yerde de bu kelimelerin hemen ardýndan anlamlarýn deðiþik ibarelerle açýlmasýdýr. Risale-i Nur diðer hiçbir tefsirde gözenmeyen bu özelliðiyle nesiller arasýnda harika bir köprü oluþturmuþtur. Bu üslup bir yandan her farklý kültür birikimine sahip okuyucunun kavramasýna imkan tanýyor, bir yandan kelime daðarcýðýný geliþtirerek olabildiðince geniþ bir kültürel malzeme sunuyor, bir yandan geçmiþle baðý güçlendiriyor. Bir diðer yandan da alternatiflerle, çaðrýþýmlarla dolu müthiþ bir düþünce platformu oluþturuyor. Risale-i Nurun her okunduðunda yeni þeyler anlatmasýnýn sebeblerinden birisi biraz da budur. Risalelerdeki bu zenginliði yakalayanýn okurken duyacaðý heyecaný tahayyül edebiliyor musunuz? Risale-i Nur, birçok yerde uzun cümleler tercih etmiþtir. Ancak uzun ve kýsa cümlelerin ard ardalýðý dikkati çekiyor. Uzun cümlelere en iyi örnek, 1O.Söz [Haþir Risalesi] ve 7. Þua [Ayet-ül Kübra Risalesinde]dir. Ayrýca kelimelerin bitiþ biçimleri, kullanýlan zaman kipleri sürekli deðiþiyor. Risale-i Nur, bu özelliði ile monotonluðu yýkmýþtýr. Esasen insan zihni benzer kalýplarda gelen mesajlardan býkar. Baþucunda bir saat ayný tonda çalsa beyniniz bir süre sonra saatin sesini otomatiðe alýr ve dikkatinizi saat sesinden koparýr. Beyin, farklýlaþmalarý kavramaya endeksli bir yaradýlýþa sahiptir. Bu özellik edebiyatta da dikkati çeker. Ayný uzunlukta, ayný biçimde ve ayný zaman kipiyle sonlanan cümlelerden oluþan bir yazýyý okumayý deneyin. Bir sayfa geçmeden býktýðýnýzý, hem de dikkatinizi kaybettiðinizi göreceksiniz. Bediüzzaman-burada dilini sadece þekil açýsýndan tahlil ediyoruz zihinleri zorluyor. Uzun cümleler kavrayýþ kapasitesinin inkiþafýna yönelik zorlamalar. Ancak bu zorlamalar hem kýsa cümlelerle esnetiliyor, hem de dikkati canlý tutacak yeni unsurlar ekleniyor. Örneðin okuyucusuyla veya bir muhatabý ile sohbet ediyor. Bir anda muhatap olarak buluyorsunuz kendinizi... Dikkatinizin daðýlmasýna fýrsat verilmeden bir soru soruluyor. Zaten okunan metin hayalden çok zihinle konuþtuðu için kaçamýyoruz. Bediüzzaman zihni sürekli çalýþmaya, ve her defasýnda daha çok çalýþmaya zorlayan bir muhakeme biçimi kullanýyor. Muhakeme kabiliyetlerini beyin bilmeceleri yoluyla geliþtirmemiþ olanlarýn Risale-i Nur'lardan ilk anda kavrayabilecekleri mesajlar sýnýrlý olabilir. Ancak bu eserlerin kavrama ve muhakeme kabiliyetinde oluþturduðu heyecan çok yüksek. Iki yýl önce Tabiat Risalesinin Ýngilizce baskýsýný Tunus'lu bilgisayar mühendisi bir dostuma takdim etmiþtim. Ertesi gün okudu ve görüþtüðümüzde bana 'mesajýný kavramakta güçlük çektiðini' söyledi. Ayný dikkatini kullanarak tekrar okumasýný rica ettim. Daha sonra görüþtüðümüzde, kavrayýþýnýn nasýl inkiþaf ettiðini bana anlatýrken duyduðu hayranlýðý iyi hatýrlýyorum. Risale-i Nur'larýn kavrama ve muhakeme yeteneðinde yol açtýðý inkiþafýn sebebi üzerinde çok düþünmüþtüm. Ýngiliz Edebiyatý tarihine geçen yüzlerce eser sahibi meþhur yazar Arnold Beneth'in 'Günün 24 saatini yaþamak' isimli kitabýný okuyunca bu sorunun cevabýný buldum. Beneth, roman türü eserlerin beyne bir katkýda bulunmadýðýný savunuyor. Ona göre okurken belli bir gerginlik oluþturan zihin yorucu eserlerin muhakemenin inkiþafýnda etkisi çok büyük. Tanýmladýðý özelliklerin Risale-i Nurda mevcudiyeti þaþýrtýcý olmamalýydý. Tunus'lu dostumun ifade ettiði gibi Risale-i Nur beyne sürekli muhakeme yaptýrýyor. Okunan ya da dinlenen herþeyin düþünce kabiliyetini geliþtirdiði sanýlmamalýdýr. Tam tersine bazýlarý paslanmasýna yol açabilir. Alman Beyin Antreman Kurumu baþkaný Bern Fishner'in 'Bir kaç saat televizyon seyretmenin beyinde oluþturduðu tembelliðin giderilmesi için bir haftalýk egzersiz gerektiðini' söylemesi dikkat çekicidir. Beyindeki bu tembellik TV'den yayýlan radyosyondan kaynaklanmýyor þüphesiz. Konu romanvari bir hikayenin, bir hayalin direniþsiz akýþýna býrakýlan beynin uyarýmlardan yoksun kalmasýyla ilgilidir. Bu ve benzeri birçok tezden hareketle, Risale-i Nurlarý ciddiyetle, dikkatle ve ýsrarla okuyan kiþilerin kavrayýþ ve muhakemelerinin ya da zekalarýnýn çok fazla inkiþaf edeceði tezi ileri sürülebilir. Bunun fiili örneklerini de görüyoruz. Risaleleri çok okuyanlarýn simalarýný gözlemleyebildiniz mi? Simalarýndaki gençliðe ve parlaklýða dikkat ediniz. Hýristiyan olan bir Ingiliz dostum David Packam, yýllar önce Türkiye'ye geldiðinde bana 'Ankara'nýn sokaðýnda beklesem, insanlar arasýnda arkadaþlarýnýzý simalarýna bakarak tek tek seçebilirim.' demiþti. Risaleleri çok okuyanlarýn simalarýnda bu farklýlýk yani gençlik ve parlaklýk sadece iman ve ruhaniyetin inkiþafýndan doðan bir hususiyet deðildir. Olayýn fizyolojik bir boyutu da vardýr. Risaleleri çok okuyanlar beynin devamlý aktif tutulmasýnýn etkisi altýnda aralýksýz düþünme alýþkanlýðýný geliþtiriyor. Genç kalmakla ilgili olarak ABD'nin bazý üniversitelerinde yapýlan araþtýrmalar, genç kalma ile zihinsel aktivite arasýnda yakýn bir iliþkiyi ortaya çýkardý. Zihin iþçileri, çok daha fazla enerji tükettikleri halde beden iþçilerinden daha genç gözüküyorlardý. Çünkü beyin sürekli çalýþýnca-beyin için bir potansiyel çalýþma sýnýrý konulmadýðýný biliyoruz-vücudun fonksiyonlarýnýn kontrolü daha mükemmel iþliyor. Bu bedensel gençlik-ruhsal yönlerini ihmal etmemek þartýyla-genelde zihinlerini çok kullanan hemen hemen herkeste dikkat çekebilir. Risale-i Nurun üslubunda dikkat çeken bir diðer özellik, bu eserlerin anlaþýlmasý baðlamýnda-bir önceki bölümde deðindiðimiz gibi-bir kýsým ifadelerde örtüklüðün, imalarýn mecazlarýn tercih edilmesidir. Bu durumun tercih edilmesinin sebebi bazý yerlerde siyasal olabilir. Bazý yerlerde modern bilimlerin bir kýsým hususlarý yeterince açýða çýkarmamýþ olmasý sebebiyle dar düþünen kimselerin açýk itirazlarýný yol açmamak amacý olabilir. Bazý yerlerde de gaybi olan-Kader-i Ýlahice gizli tutulmasý istenen hususlarýn imtihan dünyasýnda olmamýz sebebiyle, bazý hadislerinde yüce Peygamberimiz'in (ASM) veya bazý ayetler-de yüce Rabbimizin tercih ettiði gibi-net olarak ifade edilmemesi gereðinden kaynaklanabilir. Hz.Mehdi (R.A), Hz. Ýsa (A.S) deccal, süfyan, Ýslamýn dünyaya hakim oluþu vb. hususlarda örtük noktalar vardýr. Yine de açýk olarak ifade ettiði bazý hususlarýn belli bir zamana kadar yayýnlanmamasýný tercih etmiþtir Bediüzzaman. 'Ýnnaa'tayna Tefsiri', 'Sinek Risalesi' gibi... Sinek Risalesi sonradan yayýnlanmýþtýr. Bu risalede Bediüzzaman insanlarýn zannettiðinin tam aksine, Rabbimizin sinekleri yeryüzünün temizliði gibi bir kýsým hikmetlerle yarattýðýný, ancak begerin kasýr fehminin bunu anlamadýðýný söylüyor. Bu risale ancak sineklerin, gerçekten de en çalýþkan mikrop toplayýcý ve temizleyicisi olduðu, vücutlarýnýn, sindirim sistemlerinin buna göre yaratýldýðý ve sineklerin vücudunda mikrop tutunamadýðýna dair bilimsel araþtýrmalarýn yayýnýndan sonra neþredilmiþtir. Risale-i Nur'lardaki bu mecazi, örtük ifadeler okuyucunun merak ve tecessüsünü tahrik ediyor, okuyucuyu konunun muhtelif anlamlarý üzerinde odaklanmaya itiyor. Risale-i Nurun Dili ve üslubu üzerinde buraya kadar kýsmen deðindiðimiz özellikler bu eserlerin Türkiye'de yüce Kur'an-ý Kerim'den sonra en çok satýlanlar listesinde yer almasýnda önemli bir paya sahip olmalýdýr. Bu eserlerin bir roman gibi yazýlmasý da tercih edilebilirdi. Ama bu haliyle küçük bir çocuktan bir akademisyene kadar herkes çok þeyler anlýyor ve her okuyan her defasýnda yeni anlamlar kavrýyor. Hiçbir Risale-i Nur okuyucusu herþeyi bütün yönleriyle anladým diyemeyecek kadar derin ve yoðun anlamlar bu eserlere sýkýþtýrýlmýþtýr birde tv izlemek zarar veriyor,buda eklenmeliydi bence...5 yldr tv seyretmiyorum ok memnunum.. evet gerekten hakl yorumlar bunlar:( |
| 7 Gnde Bunlar Yapn; Zekanz Parlasn! |
| Basit Antremanlar |
| Belleinizi glendirmenin yollar |
| Zeka Dmanlar! |
| Zeka Nedir? ve Zeka Testleri Ne e Yarar? |
| nsan Zihni ve Bilgisayarlar |
| Beynimizin Yzde Kan Kullanyoruz? |
| Duygusal Zeka |
| Hafza Sorunlar |
| Hafza nerileri |
| Unutkanlk |
| Beyin ve Unutkanlk |
| Hafza Gdalar |
| Beynin Hazrl |
| Unutmay nleme |