Ona göre yangın sekreterin dikkatsizliğinden kaynaklanmıştı. Ofiste sigara içerken bir telefon gelmiş; o da sigarasını çöp kutusuna düşürmüştü. Uzun süren telefon konuşması sırasında çöp kutusu iyice alev almış ve alevler masaya da sıçramıştı. Ofiste bir yangın söndürücü olduğu halde beceriksiz kız yangın söndürücüyü de kullanmayı başaramamıştı. Sekreterin tek yapabildiği her şeyi bırakıp kendini dışarı atmak olmuştu. Neyse ki işyerinin yangın sigortası vardı. Yüklüce bir borcu vardı ve ödeyecek parası yoktu; sigortadan alacağı para ilaç gibi gelecekti. Nurgül sekreter olarak girdiği işte daha bir ay geçmeden bir yangın geçirmişti. Oldukça talihsiz bir dönemdi onun için. İşe başladığı gün nişanlısından ayrılmıştı. Morali oldukça bozuk olan genç kız bir de aksi bir patronla çalışmaya başlamıştı. Hamdi Bey, genel olarak planı ve programı olmayan bir insandı. Uzun uzun konuşan ama yapılacak işi söylemeyi unutabilen bir yöneticiydi. Ardından bu işin neden yapılmadığını sorabilecek kadar da sağduyu sahibi olmayan biriydi. İlk bir ay patrondan yediği haksız azarlamalar ve üzüntülerle geçmişti. Yangının çıktığı gün ise patrondan gelen uzun telefon yüzünden alevlerin farkına varamamıştı. Nurgül yangının nasıl çıktığını bilmiyordu. İtfaiyeciler yangının sigara yüzünden çıktığını söylemişlerdi. Ancak Nurgül sigara içmiyordu. Hamdi Bey'e de bir türlü bunu anlatamamıştı. Hamdi Bey, Nurgül'ün gizli gizli sigara içerken ofiste yangın çıkardığını düşünüyordu. Nurgül, alevleri fark ettiğinde ofisteki yangın söndürücüyü de kullanmaya çalışmıştı; ama nedense yangın söndürücü çok az bir toz püskürtmüştü; onun da çok az etkisi olmuştu. Ofisten fırlayıp yangın var diye bağırınca bir iki komşu gelmiş; ama bir şey yapamamıştı. İtfaiyeyi de onlar aramıştı. Hamdi Beylerin ofisine yangın söndürücüyü bir önceki ortağı almıştı. Satıcı, yangın söndürücülerin bir bakım ve son kullanma tarihi olduğunu belirtti. Yılda bir kez bakım görerek yeniden doldurulması gerekiyordu. Ortağı bu satın almadan dokuz ay sonra Hamdi Bey ile düştüğü bir anlaşmazlıktan sonra ayrıldı. Elbette yangın söndürücü gibi önemsiz bir konuyla ilgili konuşmadılar. Yangının çıktığı günün sabahı, Nurgül iş hanındaki çayhaneden kendine bir çay istedi. Çaycı neredeyse yarım saat sonra getirdi çayı. Çaycı çırağı Behçet'in elinde bitmek üzere olan bir sigarası vardı. O sırada Hamdi Bey'in masasındaki telsiz telefon çaldı. Nurgül telefonu almak üzere yerinden kalktığında çaycı Behçet elindeki sigaranın izmaritini çöp kutusuna attı. Behçet çay ocağına döndüğünde, çay ocağının sahibi onu para çalmakla suçladı ve Behçet'i kovdu. Behçet yangın çıktığını bile bilmeden iş hanından ayrıldı. Maliye müfettişleri, Hamdi Bey'i fena sıkıştırıyordu. Yangında şirketin mali kayıtlarının olduğu defterler de yanmıştı. Maliye müfettişleri, Hamdi Bey'in aksi konuşmalarına iyice gıcık oluyor ve ona büyük bir ceza yazmaya hazırlanıyordu. Hatta içlerinden biri o kadar sinirlenmişti ki; "İyi ki işyerin yanmış sana müstahak." diye aklından geçiriyordu. Sigorta eksperi Turhan Bey de yangın sırasında içeride Nurhan olduğu için onu sıkı bir sorguya çekmişti. Pimpirikli Hamdi Bey, işyerini oldukça yüksek bir tazminat bedeline sigortalatmıştı. Sigorta eksperi, Hamdi Bey'in sekreterine işyerini yaktırmış olmasından şüpheleniyordu. |