| Beyin nasıl oluşmuştur? |
|
|
|
| I | |
|
Kişinin ruhunu beyin meydana getiriyor! Ruhu beynin meydana getirmesi hasebiyle, nasıl oluyor da cevher oluyor ve yoğunlaşarak ölüm ötesi bedeni meydana getiriyor?. “Ruh”, esas itibariyle, kâinatta var olan mutlak enerji ve "ŞUUR"un, o günkü adıdır. Kâinatta var olan mutlak enerjinin eski dildeki adıdır. Dolayısıyla kâinatta var olmuş olan her şey, bu “Ruh”la ve “Ruh”tan meydana gelmiştir!. Mutlak mânâda “RUH” kelimesiyle kastedilen kavram, “Kâinatın Ruhu'dur”. Bu Ruh, bütün “ilâhi isimler” diye kastedilen mânâları kendinde toplamıştır. Daha doğrusu bu isimler, ondaki mânâları târif sadedinde kullanılmıştır!. Buna “Ruh-u A’zâm” da derler, “Hakikat-ı Muhammediye” de derler, “Aklı Evvel” de derler! Hayatiyetin menşeî ve cevheri olması itibariyle, “Ruh”, “Ruh-u A’zâm” derler. “İlâhi isimler” diye kastedilen mânâları hâvi olması itibariyle “Hakîkat-ı Muhammediye” derler. Bu mânâları müşahede etmesi ve kendini tanıması bilmesi itibariyle de “Aklı Evvel” derler. Ruh’un, tasavvufi deyişle, tecellileri veya bugünkü dille yaydığı enerji, yoğunluk kazanmak suretiyle galaksiler, yıldızlar, gezegenler dediğimiz sistemleri meydana getirmiş. Bu yıldızlarda, çeşitli mânâlar istikametinde radyasyonlar yaymış ve bu yayılan radyasyonlarda, ilâhî isimlerin mânâları tecelli etmiş. Nihâyet bu mânâları ortaya çıkarabilecek mâhiyette beyin oluşmuş ve her beyin kuvveden fiile çıkarabildiği mânâlar nispetinde de kayıtlılık veya kayıtsızlık hükmüyle kendini seyredebilmiştir. Bu mânâda Mutlak Ruh, beyni oluşturmuş, beyin de kişilik ruhunu meydana getirmiştir! Ruh-u A’zâm, en alt noktada beyni meydana getirmiş ve en alt noktadaki beyin, “insan ruhu”nu meydana getirerek; bu ruhun, istidatı nispetinde “Ruhu A’zâm”daki mânâları yüklenmesini sağlamıştır. (Ruh-u A’zâm, en üst noktada diye târif edilir.) |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
| Günün Sorusu |